Eski dilde nev ne demek ?

Kalem

New member
Eski Dilde “Nev” Ne Demek? Farklı Kültürlerde Anlamı, Kökeni ve Kullanımı

Eski Dilde “Nev” Ne Demek? Kelimenin Ardındaki Kültürel Hikâye

Eski metinlerde, özellikle Osmanlıca şiirlerde, tarihî romanlarda veya divan edebiyatına ait bir beyitte “nev” kelimesine rastlayınca insanın aklına doğal olarak şu soru geliyor: “Buradaki nev tam olarak ne demek?” Çünkü kelime, günümüz Türkçesinde tek başına çok sık kullanılmasa da “nevi”, “nevzuhur”, “nevicad”, “nevbahar”, “Nevruz” ve “nev-i şahsına münhasır” gibi ifadelerde yaşamaya devam ediyor.

İşin ilginç tarafı, “nev” yazılışına sahip iki farklı kelimenin tarihî metinlerde karşımıza çıkabilmesi. Farsça نو (nev/nav) “yeni” anlamına gelirken, Arapça kökenli نوع (nev‘) “tür, çeşit, cins, sınıf” anlamındadır. Osmanlı Türkçesinde ikisi Arap alfabesiyle yazıldığı için bağlamı bilmeyen okuyucu açısından birbirine oldukça yakın görünebilir.

Bu ayrım, konuyu yalnızca bir sözlük maddesi olmaktan çıkarıyor. Kelimenin hangi kültürden geldiğine, hangi metinde kullanıldığına ve yanında hangi kelimelerin bulunduğuna baktığımızda Osmanlı toplumunun Türkçe, Farsça ve Arapça unsurları nasıl bir araya getirdiğini de görebiliyoruz.

“Nev” Kelimesinin Temel Anlamı: Yeni

Farsça nev (نو), temel olarak “yeni, taze, son zamanlarda ortaya çıkmış” anlamındadır. Osmanlıca sözlüklerde de bu anlam açık biçimde kaydedilmiştir. “Tarz-ı nev” ifadesi örneğin “yeni tarz” anlamına gelir. “Nevzuhur” ise yeni ortaya çıkan veya sonradan ortaya çıkmış kimse ya da şey için kullanılan birleşik yapılardan biridir.

Kelimenin Türkçeye geçişi de oldukça eski dönemlere uzanıyor. Etimolojik kaynaklarda Farsça nav biçiminin Orta Farsçadaki nav/nō/nōg biçimleriyle ve daha eski İranî dil katmanlarında görülen biçimlerle ilişkili olduğu belirtiliyor. Daha geride Hint-Avrupa dil ailesindeki “yeni” anlamıyla ilişkilendirilen köklere kadar uzanan bir etimolojik bağlantı kuruluyor.

Burada “eski dil” ifadesini kullanırken önemli bir ayrıntı var: “nev” yalnızca Osmanlı Türkçesine ait bir kelime değildir. Asıl kökü Farsçadır ve Osmanlı Türkçesi bu kelimeyi kendi edebî ve kültürel dünyasına dahil etmiştir.

Dolayısıyla eski bir şiirde “nev” gördüğümüzde ilk akla gelmesi gereken karşılık çoğu durumda “yeni”dir.

Peki “Nev” Neden Bazen “Tür, Çeşit, Cins” Anlamına Geliyor?

Karışıklığın asıl kaynağı burasıdır.

Osmanlıca metinlerde nev‘ şeklinde, Arapça نوع kelimesinden gelen başka bir sözcük bulunur. Bunun anlamları “tür, çeşit, cins, sınıf”tır. “Nev-i beşer” ifadesi de buradan gelir ve “insan türü, insan topluluğu, insanlar” anlamında kullanılır.

Günümüzde kullandığımız “nevi” kelimesinin de bu Arapça kökenli “nev‘” ile bağlantısı vardır. Nitekim TDV İslâm Ansiklopedisi, “nevi” kavramını klasik mantık geleneğinde “tür” anlamıyla ele alır. Kavramın kökenleri Aristotelesçi mantığa, daha sonra İslâm ve Ortaçağ Latin düşünce geleneklerine uzanan geniş bir felsefe tarihinin parçasıdır.

Yani basitçe:

- Farsça nev (نو) → yeni, taze

- Arapça nev‘ (نوع) → tür, çeşit, cins

- nevi → tür, çeşit

şeklinde düşünmek oldukça faydalıdır.

Bu ayrım özellikle Osmanlıca öğrenmeye çalışanların dikkat etmesi gereken bir noktadır. Çünkü Latin harflerine aktarılırken her ikisi de “nev” şeklinde görülebilir, fakat tarihî metindeki Arapça-Farsça yazım ve bağlam farklıdır.

Osmanlı Kültüründe “Nev”: Yeni Olanın Değeri

Osmanlı edebiyatında Farsçadan gelen “nev” unsurunun yaygınlaşmasını yalnızca kelime alışverişi olarak değerlendirmek eksik kalır. Osmanlı yazı kültürü, Türkçe yanında Arapça ve Farsçanın güçlü etkilerini taşıyordu. Özellikle saray ve divan edebiyatında Farsça kökenli kelimeler estetik ve edebî anlatımın önemli araçlarından biri hâline gelmişti.

“Yeni” kavramının “nev” ile ifade edilmesi de bu kültürel ortamın bir sonucuydu.

Örneğin:

Nev-bahar → yeni bahar

Nev-zuhur → yeni ortaya çıkan

Nev-icad → yeni icat edilmiş

Nev-civan → genç, yeni yetişen kişi

Nev-reside → yeni yetişmiş, genç

gibi kelimelerde “nev” temel anlamını büyük ölçüde korur. Tarihî sözlüklerde bu tür birleşiklerin çeşitli örnekleri kayıtlıdır.

Burada bana göre dikkat çekici olan nokta, “yeni” kavramının yalnızca teknolojik veya maddi bir yenilik anlamına gelmemesidir. Eski toplumlarda yeni olan; gençlik, bahar, doğuş, yeniden meydana gelme ve tazelik gibi kavramlarla da ilişkilendiriliyordu.

Bugün “yeni ürün”, “yeni teknoloji” veya “yeni fikir” dediğimiz yerde geçmişin edebî dünyası “nev” üzerinden çok daha şiirsel bir çağrışım oluşturabiliyordu.

İran Kültüründe “Nev” ve Nevruz Bağlantısı

“Nev” kelimesinin farklı kültürlerdeki yolculuğunu anlamanın en güzel örneklerinden biri Nevruzdur.

Farsça nev + rūz birleşiminden gelen “Nevruz”, kelime anlamı bakımından “yeni gün” demektir. Etimolojik kaynaklar kelimenin İran kültüründeki köklerine ve tarih boyunca çevre toplumlarda benimsenmesine dikkat çekiyor.

Burada “yeni” kavramının yalnızca sözlük anlamıyla sınırlı kalmadığını görüyoruz. Yeni gün, yeni yıl, baharın gelişi ve doğanın yeniden canlanması gibi düşünceler birbirine bağlanıyor.

İran coğrafyasından başlayıp Orta Asya, Anadolu, Kafkasya ve Mezopotamya gibi farklı bölgelerde çeşitli biçimlerde yaşatılan Nevruz geleneği, bir kelimenin nasıl geniş bir kültürel sembole dönüşebileceğini gösteriyor.

Fakat burada dikkatli olmak gerekiyor: Nevruzun farklı toplumlarda aynı biçimde kutlandığını söylemek doğru olmaz. Ritüeller, tarihsel anlatılar, siyasi anlamlar ve toplumsal yorumlar bölgeden bölgeye değişmiştir.

Türk Kültüründe “Nev” Nasıl Yaşadı?

Türkçede “nev” kelimesinin izlerini özellikle Osmanlı dönemi edebiyatında, resmî yazışma dilinde ve kültürel ifadelerde görmek mümkün.

Bugün bile “nev-i şahsına münhasır” dediğimizde aslında “kendi türüne özgü, kendine has” anlamındaki bir yapıyı kullanıyoruz. Buradaki “nev” Farsça “yeni” değil, Arapça kökenli “tür” anlamındaki nev‘tir.

Bu ayrım günlük kullanım açısından oldukça önemlidir.

Mesela:

“Bu eser nevzuhurdur.”

ifadesindeki nev, “yeni ortaya çıkmış” anlamıyla Farsça kökenlidir.

Buna karşılık:

“Bu, başka bir nevi hastalıktır.”

cümlesindeki nevi, “çeşit/tür” anlamındadır.

Günümüzde bu iki kelimenin tarihî kökenini bilmeden birbirine karıştırmak oldukça kolaydır.

Avrupa Dilleriyle Karşılaştırınca İlginç Bir Benzerlik

“Yeni” anlamındaki “nev”ün daha eski Hint-Avrupa dil kökleriyle ilişkilendirilmesi de dil tarihi açısından ilginçtir. Etimolojik kaynaklar Farsça nav ile daha eski İranî biçimler arasında bağlantı kurarken, bu kelime ailesini Hint-Avrupa dillerindeki “new” benzeri biçimlerle aynı daha eski kök çevresinde değerlendirir.
 
Üst